Ben Zeynep. Ama ilk gördüğünde “Yok artık, bu da escort mu?” diyor çoğu.
Çünkü ben küçük gösteririm, sessiz konuşurum, bakınca yüzümde en ufak bir fırlamalık yok.
Ama o ilk dokunuştan sonra herkes aynı şeyi söyler:
“Sen masum değilsin, sen tehlikesin.”
O gün telefonda çok konuşmadı.
“Sade, temizlik takıntım var. Çok kadınla olmadım,” dedi.
Ben de kısa kesip sadece şunu söyledim:
“Temizliğe önem veriyorsan, tam yerindesin. Bende hem arzu var, hem hijyen.”

Üzerime pudra tonlarında, diz altı bir elbise giydim. Düğmeleri ilikli, ayakkabı düz topuk. Sanki tanıdığın birinin kız kardeşi gibiyim.
Ama içim boş.
Sütyen yok, kilot yok.
Çünkü ben her zaman hazırlıklı çıkarım.
Kapıyı açtı. Gözlerini kaçırdı.
“Sen böyle miydin?” dedi.
“Daha hiçbir şey görmedin,” dedim ve içeri süzüldüm.
Oturduk. Sessizlik vardı. Ama ortamda o bildiğin elektrikten değil, direkt kıvılcım.
Yanaştım.
Bacaklarımı onun dizine değdirdim.
Sesi titredi:
“Çok güzelsin.”
“Ben güzelliği göstermem,” dedim. “Ben yaşatırım.”
Elini belime koyduğunda ürperdi. Çünkü tenim yumuşaktır ama bakışım keskindir.
Bir elini kalçama götürdü, orada durdu.
“Çok küçüksün,” dedi.
“Vücudum küçük, içimde fırtına var,” dedim.
İlk öpücük uzun sürdü. Sonra o dayanamayıp beni çözdü.
Ama ben zaten hazırdım.
Çünkü ben escort olmanın anlamını; ne istediğini bilen ama bunu hissettiren kadınım.
Gece boyunca her seferinde farklı yönümü gösterdim.
Bir an bakire gibi sessizdim,
Bir an sırtına tırnak geçirip iç çektirdim.
Ve sabaha kadar bir kez bile sıkılmadı.
Kalkarken saçlarını düzeltmeye çalıştı ama beceremedi.
“Senin gibisini hiç yaşamadım,” dedi.
Ben hafif gülümseyip çantasını verdim:
“Beni yaşadığını sanırsın, ama ben iz bırakırım.”
Ben Zeynep. Escort kelimesini duymadan önce bile ben buyum.
Bakire değilim belki, ama
her seferinde ilk sefer gibi hissettirmeyi bilirim.
